ℳ.𝒟ℯ૨ℯ𝒩✒️

💜Her gecemi duasız bırakmadığım gibi, Hiçbir duamı sensiz bırakmıyorum bil ki. Yürek emanetim. Âmin’im... Duam bulsun seni, yüreğim bulduğu gibi...🤲

12 Ekim 2025 Pazar

Hakkâri’de Bir Mevsim (1983)

Ferit Edgü’nün "O" adlı romanından, Erden Kıral tarafından sinemaya uyarlanmış ve uzun yıllar boyunca birçok insanın ya hiç izlemediği ya da izlemeye cesaret edemediği bir filmdir. Hem edebi hem de sinematik açıdan önemli bir yapıt olan bu film 33. Berlin Film Festivalinde Gümüş Ayı ödülünü ve daha birçok ödülü kazanmıştır. Yıllarca yasaklı filmler arasında yer almasının nedenini ise hala açıklamak mümkün değil.? Çünkü filmi günümüz bakış açısıyla izleyen biri -Kürtleri ve yaşadıkları coğrafyayı, köy halkına yerleşen öğrenilmiş çaresizliği, umudu ve umutsuzluğu, kederli gözleri, hastalıklı derileri, denizi bilmeyenleri bir arada bulduğumuz o yeri- zaten anlayacaktır. Ama bu filmin önemi aslında o döneminin Türkiye’sine hatta şimdiki Türkiyeli zihniyetine filtresiz bir aynadan bakmamızı sağlamasıdır. Çünkü biz hala bağnazlığın, cahilliğin ve yobazlığın kol gezdiği, kadının yok sayıldığı, çocuğun değersizleştirildiği, bitkinin ve hayvanın merhametsizce yaşam hakkının alındığı o yerdeyiz. Sorunumuz asla "din, dil ve ırk" olmadı. Sorunumuz hep "insandı" ve amacımız "insanca kalmak" olmalıydı.

Filmde, Kahramanımız dünya üzerinde hiçbir iz bırakmamışçasına başka kimsenin haberdar olmadığı yaşamların arasında, yabancı ama bir yönden de aşina olduğu bir yaşama gözlerini açıyor. Bu film O’nun hikayesidir. O (Genco Erkal) öğretmen bir sürgündür. İstanbulludur, denizcidir, denizin çocuğudur. Dünyadan ve “medeniyetten uzak” bu dağ köyüne ne sebeple sürüldüğünü bilmiyoruz ama film boyunca bu yabanda, bu “medeniyetsiz” insanlar arasında kendi varoluşunu da sorgulayıp durur. Bir yabancı olarak dahil olur filme. Elinde bavulu, temiz ve düzgün kılık kıyafeti, o karlı vahşi dağlara uymayan yüz ifadesiyle belirir filmin girişinde. Yüksek ve karlı dağların yamacına kurulan köye bakar hayretle.. Bu bakış köyün dünyadan ne kadar uzak olduğunu çok güzel ifade eder.

Filmin üstünde durduğu esas şey, insanları bile isteye kaderine terk eden; yoksulluğa, sefalete, ölüme iten; anadillerini yasaklayan ve varlıklarını yok sayan düzen değildir. Odak noktası; insanın aynı ülke sınırları içerisinde, ancak oraya sürülünce fark edebildiği medeniyetsiz insanlar arasında sorguladığı kendi varoluşudur. İnsanın yalnızlığıdır. Yersiz yurtsuzluğudur.

Filmden Alıntı
"...Ama ben şimdi sizden giderayak bir şey istiyorum. Bütün öğrettiklerimi unutun. Dünya dönüyor evet. Ama belki de, burada bu dağ başında, dönmemesini bilmek daha doğrudur. Size hayat bilgisi dersleri verdim. Ama siz hayatın gerçek bilgisini kendiniz burada, bu dağ başındaki köyünüzde, sonra, uzak kentlerdeki askerliğinizde, maphusluklarınızda öğreneceksiniz. Unutmayın ki kitapların yazdığı her zaman doğru değildir. Benim için doğru olan, sizin için doğru değildir. Benim için gerçek olan, sizin için gerçek değildir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder