Gün geçtikçe beni daha az şeyin ilgilendirdiğini, daha az sayıda kişiyle yakınlık kurma ve konuşma eğilimi gösterdiğimi fark ediyorum. Sınır koymayı öğreniyorum ama her zamankinden daha keskin. Çünkü iyi insan olmak her şeye katlanmak anlamına gelmiyor biliyorum.
İnsanlar üzülmesin, ortam gerilmesin, huzursuzluk, haksızlık olmasın diye yapılan her şeyin zorunluluk değil aslında gönüllük olduğunu, gönülden yapılmayan hiçbir şeyin kıymeti olmadığını diyorum. Eğer seviyorsan, inanıyorsan sonuna kadar gitmelisin. Her şeyi yapmalı o şey için asla vazgeçmemelisin. Ama yüreğin bir şeyi istemiyorsa; hissetmediğin bir yerde bulunmak, bir insan olmamışsa onunla yana yana durmak zorunda değilsin. Bırak dağıtan toplasın, ağlatan güldürsün. Bazen varlığın ile huzursuzluk olacağın yerde, yokluğun ile mutluluk olmayı seçmen gerekir. Ve bunun için kimsenin seni yargılamasına izin vermemek.
İnsanız ve her şeyi hazmetmek zorunda değiliz. Bazı şeyler hazmedilmez. Bazı durumlar değişmeyebilir, düzelmeyebilir, bazı şeyler hiçbir zaman çözülmeyebilir. Sebebi olmadığımız sorunların muhattabı olmak hazmetmeye, düzeltmeye, değiştirmeye, çözmeye çalışmak sevdiklerimize de bize de yük olur ve biz o yükü her zaman taşımak zorunda değiliz. Elimizden geleni yaptıysak ve yine de olmadıysa artık kendimizi hırpalamak yerine, gerçekleri kabul etmek ve o gerçeklerle ne yapacağımıza karar vermemiz gerekir.
En büyük karar; kendine olan saygını kaybetmediğin, iyi niyetini öldürmediğin karardır. Öyle anlar da kendin için yapabileceğin tek şey, sana zarar veren durumlara veya kişilere maruz kalmamak için uzaklaşmak, vazgeçmek ve hatta bir daha dönmemek üzere geride bırakmaktır...
M.Deren / 07.06.2024