ℳ.𝒟ℯ૨ℯ𝒩✒️

💜Her gecemi duasız bırakmadığım gibi, Hiçbir duamı sensiz bırakmıyorum bil ki. Yürek emanetim. Âmin’im... Duam bulsun seni, yüreğim bulduğu gibi...🤲

19 Nisan 2024 Cuma

İÇİNDEKİ BOŞLUK


 
İnsan bazen gitmek istiyor ama bu bavulları toplayıp gitmek gibi değil. Biliyor ki ülkelerden geçse, şehirlerde dinlense bu gitme isteği hiç bitmeyecek. Aslında bütün mesele kendine gitme isteğinde. Ömrün sonunda gideceği tek yerin yine kendisi olduğunu bilmekte. Değişen bu dünya içinde kendinde değişmeyeni bulmak ne kadar münkünse?  

 

İnsan değişime uğrayan hiçbir şeyi sevmez aslında. Bilmediği ihtimaller yerine bildiği mutsuzlukta daha güvende olduğunu düşünür. Alışkanlıklarını, sokaklarını, insanlarını, şarkılarını, iyisiyle-kötüsüyle beni ben yapan şeyler diyerek sahiplenmeyi, yerine başka şeyler koymamayı tercih eder. Oysa ki insan, aslında değişimin ta kendisidir. Vazgeçmek ve pes etmek arasındaki tercihleridir. Tüm alışkanlıkları ya da alışamadıklarıyla.   

 

Sartre hayatı şöyle özetlemiştir. "Hayat üç bölümdür: dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun." Dünya, insanı mutlaka değiştirir. Ve insan da kendi dünyasını... Biz ne kadar değişirsek, içimizden dışarıya açılan o pencere o kadar farklılaşır. En doğal değişim ancak farkında olmakla, farklı olmakla mümkün olabilir.   

 

Değişmekten korkulur mu peki? Eğer korkulursa yaşamanın anlamı hayatta olma alışkanlığından başka ne olur ki? Bu yüzden bugün yeşili sevip yarın maviyi sevdiğinde kendini asla yadırgamamalısın. Çünkü kendini yadırgadığın sürece kendine ait olmayacağını düşüneceksin. Peki kendine ait olmadığın için bir şehre, bir yere, bir insana da ait olabilecek misin?. En çok kendine, kendin olmaya ihtiyacın olduğunu bilmelisin. Sen yoksan, kimse yok demektir. Sen yoksan her şey bomboştur. Ve bazen yaşamak değil, bu boş dünyada bomboş kalmak en zorudur.  

 

M.Deren 

19.04.2024 - Ankara