Bazen değiştiğimizde bunun sebebini kendimiz sanırız. Oysa insan, içinde bulunduğu ortamdan düşündüğünden çok daha fazla etkilenir. En sağlam karakter bile sürekli olumsuzluğun içinde aşınır; en güçlü irade bile her gün aynı karanlığa maruz kaldığında yorulur.
Bir çürük meyve, yanındakileri de etkiler. Bir kötü söz, onlarca güzel cümlenin bırakamadığı izi bırakabilir. Sürekli değersiz hissettirilen biri, zamanla kendi değerinden şüphe etmeye başlar. Sürekli küçümsenen biri, hayallerini küçültür. Sürekli yalnız bırakılan biri ise kalabalıkların içinde bile kendini eksik hisseder.
İnsan sandığı kadar bağımsız değildir. Konuştuğu insanlar, duyduğu cümleler, maruz kaldığı davranışlar ve içinde yaşadığı ilişkiler zamanla onun düşüncelerine dönüşür. Bir süre sonra çevresindeki seslerle kendi iç sesini ayırt edemez hale gelir.
Bu yüzden bazı yorgunlukların sebebi hayat değildir; yanlış insanlardır. Bazı mutsuzlukların sebebi başarısızlık değildir; yanlış ortamlardır. Ve bazen çözüm kendini değiştirmek değil, içinde bulunduğun çevreyi değiştirmektir.
Çünkü çiçek açamayan her tohum kusurlu değildir. Bazen sorun tohumda değil, toprağın kendisindedir. İnsan da böyledir. Doğru yerde değer görür, doğru insanların yanında büyür, doğru sözlerle güçlenir.
Kendini suçlamadan önce etrafına bak. Seni besleyenler mi var, tüketenler mi? Sana inananlar mı var, seni yalanlayanlar mı? Çünkü zamanla herkes biraz bulunduğu yere benzer.
Ve bazı insanlar kötü oldukları için değil, uzun süre yanlış yerde kaldıkları için solup giderler.
Çevre önemlidir; çünkü bazen kader dediğimiz şey, sadece uzun süre içinde kaldığımız ortamın sonucudur.
...
Kederlenme gönül bu imiş yazı,
Felekten payını aldı say beni.
Kaderin kimseye yok imtiyazı,
Ahu zar etsem de güldü say beni.
Bilmem ki ecele varmıdır lüzum,
Bir günde bin defa öldü say beni..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder