Bazı gecelerin sabahı uzun olur bilirsin. Kendinle baş başa kalmayı başardığın anlar yalnızlığına ortak bulamadığın zamanlardır. Günden, geceden, olandan ve olmayandan yani seni sen olmaktan uzaklaştıranın, sıyırıp attığında ruhunda fazladan duranın; sadece bedenin olmadığını anlarsın. Geçen günler, gördüğün yüzler bir bir silinirken hafızandan, biten her mevsimle beraber avuçlarında kalanları sayarsın. Sen, bir daha sen ve en sonunda yine sen. Hep sen varsın. Severken, özlerken, giderken ve biterken. Suretin birken varlığın çoğul olur bazen. Kimi zaman hayatın yükünü kaç yıl yaşadığınla değil kaç kişi taşıdığınla ölçersin. Sonra ikiye böler yetmeyince üçü beş edersin. Her duyguyu böldüğün kadar çoğaltır, acıları paylaştıkça azaltırım dersin. Korkunu gizler, cesaretle gülümsersin. Mutsuzluğunu umutla örtersin. Sevgisizliğe merhametle kucak açıp öylece beklersin. Oysa ki haykırmak istediğin o gerçeği, sessiz bir dilde herkes duysa dersin. Ama kimseler duyamaz işte hissedersin. Hal bilmezler ve anlamayanlar ülkesinde tek başına yaşamaya devam edersin. Susmanın konuşmaktan daha değerli olduğunu ancak dinlemeyi bilenler anlayabilir. Hem gönül diliyle konuşmayana hangi söz tesir edebilir. İnsan dinleyeni bulmayınca değil, anlayanı olmayınca yalnızlaşır bilirsin. Yalnızlığın özgürlük olduğunu söyleyenler sorarım size? Tek kişilik özgürlük kaç kişilik yalnızlığı yenebilir?
M.Deren

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder